Page 28 - altınnesil e-dergi yayın
P. 28
Altın Dergi Edebiyat ve Kültür Dergisi
ZILL-İ HAYAT
Yaşanan anlar hepimizde kalıcı izler bırakır. Çünkü yaşanan an eylemdir, olandır. Zaman ve mekan içerisinden
bir kesittir.Ne var ki geriye dönüp baktığımızda çoğumuz yaşadığımız anları sanki hiç yaşamamışız gibiyizdir.Biz-
de bir şeylerin kalabilmesi için mutlaka bizi sarsması, yaralaması ya da uçurması gerekir. Oysaki yaşanan her an
beynimizde kayda geçmiştir. Zaten bunun dışında bir fikri savunmak insan fizyolojisine, yaratılışa ters düşer. O halde
neden sadece bazı anları yaşanmış kabul ederiz de diğerlerini yok sayarız. İşte bu kabullenemeyeceğimiz bir durum.
Hepimiz sadece hatırladığımız, kaydını yaptığımızı zannettiğimiz anlarda yaşamışız ve yaşıyoruz. Böylece 20, 30, 50
yıllık yaşamımızın sadece 10, 20, belki de üç, beş saatinde varız.
Yaşamın bize getirdikleri; kuracağımız binaya göre harç, kum, tuğla...,kerpiç, ahşap, kireç ....gibi malzemeler hük-
mündedirler.Binamızı bunlarla yaşayarak fakat farkında olmaksızın inşa ederiz. Binamız şekillenmeye başladığı
andan itibaren de pencerelerinden bakmaya başlarız. Çoğu zamanımızı orada geçirir, o dar pencereden gördükler-
imizle yetinir; mutlu ya da mutsuz oluruz. Sevinir ya da üzülürüz. Binamızın diğer bölümleri artık bizi fazla ilg-
ilendirmez. Oysa kurduğumuz yaşamın asıl özleri, değerleri onlardadır.
Zaman zaman binamızın temellerinin zemine otururken çıkardığı çıtırtıları,duvarların aldığı nemi ya da çatlak-
ları duysak, görsek bile umursamaz; penceremizden sanal bir dünya kurarız kendimize ve yaşamdaki tüm anların
sade ve sadece bu pencereden ibaret olduğunu zannederiz. Çünkü bizi sarsan, yaralayan uçuran eylemler oradan
izlediklerimizdir. Bu hayal perdesi bütün oyuncularıyla bizim senaryomuzun gölgelerini mum ışığıyla zıll-i hayale
düşürmektedir. Böylece beş duyu ile algıladıklarımıza bağlanmak giderek anlamsızlaştırır bizi ve algıladığımız dış
dünyayı. Özümüz her an daha derinlere çekilir, gizler kendini bizden. Gerçek varlığımızın ,özümüzün ara sıra görün-
mesine de tahammül edemeyiz, belki de korkarız,ürkeriz. Yaşanmamış bir yaşamın, sözde hatırladığımız izleriyle
hayatımızı tamamlarken penceremizdeki görüntüler de silikleşirler ve kaybolurlar.
Yalçın KURU
Edebiyat Öğretmeni
28

